Aç kalmadan, porsiyon saymadan, yasak listelere mahkûm olmadan ilerliyoruz.
Mesele “az yemek” değil; bağırsak dengesini onarıp tatlı krizlerini ve kontrolsüz iştahı azaltmak.
Mikrobiyota odaklı yaklaşım, klasik diyetler gibi geçici değil: sürdürülebilir bir düzen kurar.
Kendini zorlamadan, hayatın içindeyken değişim başlar.

Klasik diyetler kaloriye ve iradeye odaklanırken, Mikrobiyota Diyeti vücudun neden sürekli acıktığını anlamaya çalışır.
Bağırsak florası dengelendiğinde iştah, tatlı isteği ve yeme atakları doğal olarak azalır.
Bu yüzden süreç aç kalmaya değil, bedenin kendi dengesini yeniden kurmasına dayanır.
Amaç kısa sürede kilo verdirmek değil; geri alınmayan bir düzen oluşturmaktır.
Mikrobiyota Diyeti yasaklamaz, saydırmaz ve kişiyi günlük hayatından koparmaz.
Geçici kilo kaybı değil; iştah kontrolü, sindirim dengesi ve sürdürülebilir sonuç.
Merhaba ben Uzman Diyetisyen Esin Eren.
Bandırma’da doğdum ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun oldum. Mesleğe başladığım ilk günden bu yana, danışanlarıma sadece kilo verdirmeyi değil; bedenlerini, metabolizmalarını ve beslenme alışkanlıklarını kalıcı olarak dönüştürmeyi hedefledim.
Bu süreçte edindiğim klinik deneyim ve güncel beslenme yaklaşımlarıyla, aç kalmadan, yasaklarla boğulmadan ve hayatın içinden kopmadan sürdürülebilir bir beslenme sistemi sunmayı amaçladım.
Özellikle mikrobiyota temelli beslenme yaklaşımı ile yalnızca tartıdaki sayıyı değil; enerji düzeyini, yeme davranışlarını ve genel sağlığı bütüncül olarak ele alıyorum.
Amacım, kısa süreli çözümler yerine; danışanlarımın kendi bedenlerini tanıdığı, öğrendiği ve bu bilgiyi hayat boyu taşıdığı bir değişim süreci oluşturmaktır.
Mikrobiyota Diyeti, geçici çözümler yerine sürdürülebilir bir yaşam düzeni kurmayı hedefler.
Aç kalmadan, günlük hayattan kopmadan ilerleyen bu sistem bedeninizle uyum içinde çalışır.
Herkesin metabolizması, alışkanlıkları ve yaşam düzeni farklıdır.
Bu yüzden standart listeler yerine sana özel bir beslenme planı oluşturulur.
Kilo yönetimini sadece kaloriyle açıklamak yetersizdir.
Mikrobiyota Diyeti, bağırsak dengesini merkeze alarak süreci içeriden destekler.
Katı yasaklar ve sürekli porsiyon hesaplamak sürdürülebilir değildir.
Bu sistemde amaç kısıtlamak değil, dengeyi doğal şekilde kurmaktır.
Tatlı krizleri genellikle irade değil, biyolojik sinyallerle ilgilidir.
Bağırsak dengesi desteklendikçe iştah dalgalanmaları zamanla azalır.
Beslenme planı hayatı durdurmamalı, hayatın içine uyum sağlamalıdır.
Sosyal yaşamdan kopmadan, keyif alarak ilerleyebilmen hedeflenir.
Hızlı verilen kilolar çoğu zaman aynı hızla geri alınır.
Bu yaklaşım, uzun vadede korunabilen bir düzen oluşturmayı amaçlar.
Mikrobiyota diyeti, bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca yararlı bakteriyi dengelemeyi amaçlar. Bu bakteriler yalnızca sindirimi değil; metabolizma hızını, iştah kontrolünü, yağ depolamayı ve hormon dengesini doğrudan etkiler. Bu yüzden kilo vermenin en kalıcı yolu, mikrobiyotayı onarmaktan geçer.
Mikrobiyota Kilo Verme Sürecini Nasıl Belirler?👇
Metabolizma hızını kontrol ederek sağlıklı bir mikrobiyota, sindirim ve enerji kullanımını optimize eder. Bozulmuş bir mikrobiyotada metabolizma yavaşlar, vücut daha kolay yağ depolar.
Vücudu yağ yakmaya programlar. Mikrobiyota düzeldiğinde inflamasyon azalır, insülin duyarlılığı artar ve vücut doğal yağ yakımına geçer.
Beyin–bağırsak aksını düzenler. Serotonin, dopamin hormonlarının büyük bir kısmı bağırsakta üretilir.
Düzenli mikrobiyota➡️ Daha dengeli iştah➡️ Kalıcı kilo kaybı
Sağlıklı bir vücut sağlıklı beslenmeye ihtiyaç duyar.
Dengeli mikrobiyota, tokluk hormonlarının doğru çalışmasını sağlar. Dengesiz mikrobiyota ise sürekli açlık hissi, tatlı krizleri ve kontrolsüz yeme isteğine yol açar.
Araştırmalar, “Firmicutes / Bacteroidetes oranı” bozuk olan kişilerin aynı kaloriyi alsa bile daha çok yağ depoladığını göstermektedir.
Klasik diyetlerde verilen kilo genellikle geri alınır çünkü temelde mikrobiyota bozukluğu devam eder. Mikrobiyota diyeti ise sorunun kökünü iyileştirdiği için vücut normale döner, tekrar kilo alma eğilimi az olur.
Aç kalmak yoktur, porsiyon kısıtlaması yoktur. Bu sayede fizyolojik açlık yaşanmadığı için gün sonunda kontrollü kalmak çok daha kolaydır.
Düzenli kullanım, kas ve eklem gerginliğini hafifleterek uzun süreli ağrıların daha yönetilebilir hale gelmesine yardımcı olur.
Sinir sistemini sakinleştirerek daha hızlı uykuya dalmayı ve daha derin, kesintisiz bir uyku sürecini destekler.
Hücresel fonksiyonları destekleyerek gün boyunca daha zinde ve canlı hissetmenize katkı sağlar.
Anti-inflamatuar etkisi sayesinde dokulardaki iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olur.
Esin hocam özellikle ilginiz için teşekkür ederim. Asla aç kalmadan, önceden yediklerimden daha fazla yiyerek, rahatlıkla kilo verdim. Bunun yanında cildimle ilgili çok olumlu yorum da alıyorum. Herkes cildine ne yaptın diye soruyor.
Helin Y. İstanbulGerçekten çok teşekkür ederim. Kendimi diyette değil gibi hissediyorum. Hiç stres oluşmadan keyifle sabahları yürüyorum. Porsiyonmu dilediğim gibi yiyorum. Kısıtlamıyorum. Dediğiniz gibi ve bu sayede hep enerjik hissediyorum.
Sema A. DenpasarTatlı krizlerinin en önemli sebeplerinden biri disbiyozis yani bağırsak florasının bozulmasıdır.
Zararlı bakteriler ve kandida mantarları şekerle beslenir, bu yüzden tatlı isteğini sürekli tetikler.
Mikrobiyota beslenmesi, yararlı bakterileri çoğaltır, zararlıları baskılar.
Böylece tatlı isteğini tetikleyen biyolojik sinyaller azalır.
Kan Şekeri Dalgalanmaları Düzenlenir. Tatlı krizleri çoğu zaman ani insülin yükselmesi–düşmesi döngüsünden kaynaklanır.
Mikrobiyota beslenmesi kan şekerini stabil tutar, gün içinde “ani açlık” ve “tatlı krizi” durumları büyük ölçüde azalır.
Serotonin üretimini arttırır. Serotoninin %90’ı bağırsakta üretilir. Bağırsak florası dengelendiğinde duygusal yeme, stres kaynaklı tatlı isteği de azalır. Kendini daha sakin, daha tok ve daha kontrollü hissedersin.
İltihap (Enflamasyon) azalır. Yüksek enflamasyon seviyeleri beyin–bağırsak hattını etkiler ve tatlıya yönelimi artırır. Mikrobiyota beslenmesi antiinflamatuar bir beslenme şekli olduğu için:
Şişkinlik azalır
İştah dengelenir
Tatlı isteği doğal bir şekilde engellenmiş olur.
Mikrobiyota beslenmesinde yasak yoktur, aç kalmak yoktur, porsiyon kısıtlaması yoktur.
Bu sayede fizyolojik açlık yaşanmadığı için gün sonunda kontrollü kalmak çok daha kolaydır.
Mikrobiyota Beslenmesi tatlı krizlerini 7 günde belirgin bir şekilde azaltır. Çünkü problemi bastırmaz, kökünden çözerek, bağırsak–beyin hattını düzenler, kan şekerini dengeler, duygu durumunu iyileştirir


Copyright © 2020-2026 Esin Eren / Mikrobiyota Diyeti. Tüm hakları saklıdır.
Sizden önce yaptığım diyetlere uğraştığım zamanlara gerçekten yazık olmuş diyorum. Daha öncesinde de bir çok diyetisyenli disiplinli bir şekilde devam etmeme rağmen gitmeyen kilolarımdan sizinle kurtuldum. Açlıkla geçirdiğim boş günler sizinle son buldu. Teşekkür ederim 🙂
Dilara İ. İstanbul